Yaz Kokusu


Sönmedi yanan ateşi belki aklımın,
 Yenmese de olurmuş ki kaçmayan dilberi.

Dinmez bir daha durmayan sesi uzunca,
 Bir o kadar uzak bir o kadar yakın gözleri.

Kaybolmayan alevleri hissetim rahatca,
 Kendi kendine çektim elimdeki ipleri.

Karnında bir acı hissyle kalktı belki de,
 Hiç değişmedi o derinden bakan gözleri.

Ne hikmettir bazen bekledi ki gelsin diye,
 Ne hissetse hissetsin fark etmedi elleri.

Ve yaz kokusu yayıldı heryere usulca,
 Hiç aramasın, duymasın diye o sözler.i

Bir anda geldi ve yavaş yavaş haykırırca,
 Dağıttı dört bit yana kalbindeki hisleri.

Kandirsada aklını tek o şaşkın ejderha,
 Susturamadı aklındaki haykıran sesleri.

Yine inandı ona bilmeden ve yavaşca
 ve duraksamadan bıraktı kendini yaza.

Okulda (29.12.2007) Midori Koçak

#cizinec: Being a foreigner in Czech Republic


These photos are taken in foreigners service of Czech ministry of interior’s foreigners service and they are about being a foreigner in Prague. almost no one speaks English and they immediately respond you I don’t understand you in Czech. For a little urgent question, you can wait for hours, I waited for 4 on that day. Czech republic has an awful service at the ministry of interiors. Mostly clients of this building (foreigners) are yelled, humiliated and not helped by legal officers trained to do this. Each time I go there, I feel the hate against foreigners in the officers eyes and feel myself being not wanted in this little cute tiny country.

https://www.behance.net/gallery/34677823/cizinec














Milyar Dolarlık Sermaye

Şöyle bir habere denk geldim:

http://www.aljazeera.com.tr/haber/62-zenginin-serveti-dunyanin-yarisina-denk

Tamam kapitalizmi eleştirelim ama 62 zenginin serveti derken bu biraz tuhaf olmuş.


Sonuçta sermaye dediğimiz şey dönük bir şey değil ki, bu sermayenin içinde amortismani olan mallar, krediler, kiraya verilmiş olan üretim araçları, dolaşım halindeki yatırım araçları var, yani mesela bizde yapılan 3. köprü bu hesapla japon yartirim bankasına ait. adamlar 20 sene geri ödemeli faizle kredi vermişler, büyük yatırımlar da zaten bu şekilde oluyor. Kapital’in el birliği ve sermaye birikimi, dolaşımı ile ilgili bölümlerinde Marx bu olguyu açık bi şekilde açıklar.

David Harvey’in bir önermesi vardı. Kapitalizm şu anda çalışan bir sistem. Sonuçta elimizdeki bilgisayarlar telefonlar kapitalizm tarafından üretiliyor. Yani düşünsenize, mango zara hm gibi markalar ucuza üretim yapmasa ki bu sermayenin ucuz emek pazarlarına yönelmesinden kaynaklanıyor, bizler ucuza kaliteli ve güzel giyim ürünlerine ulaşamayacaktık. Tabii ki burda ucuz emek sömürüsünü savunmuyorum ancak kapitalizmi eski usullerle eleştirmek ne derece doğru?

Alternatife bakalım, açık kaynak yazılım üretimi kapitalist yazılım üretiminin sermaye ile yaratamayacağı kadar büyük bir meta yaratmış yıllar içinde, en kapitalis IBM bile linux vakfına milyar dolarlar bağışlıyor, microsoft bile cloud serverleri üzerinde linux kullanmaya başlamış. bunun yanısıra, mikrokredi gibi alternatifler var.

Marx der ki, sermaye birikimi için sermayenin asıl sahibi olmana gerek yoktur, sermayeni bankaya koyarsın, üzerinde ismi yazılı olan banka hesabı senindir, ama senelik ancak %10 faiz alırsın, zavallı bir para. Sermayeyi işleten ve devrini sağlayan, yani onu ikiye üçe katlayan kazanır.

Tabii ki şeytanın avukatlığını yapıyorum. Ama sizce de farklı sorular sormanın zamanı gelmedi mi? Doğrudan kof yararsız eleştiriler yerine çalışan üreten eğlenceli alternatifler (linux ve açık kaynaklı yazılımlar gibi) üretmek geremiyor mu?

Bir diğer yazı da şu:

http://bilisimcalisanlari.org/index.php/makaleler/96-yueksek-teknolojik-soemuerue

18 milyar dolarlık serveti var ve diğerleri hiçbirşey almıyor olayına katılamıyorum. Bu biraz sermayeye dönük olarak bakmak gerçekten, hatta marxist kapitalizm ilkelerine de aykırı. sonuçta zuckerberg 18 milyar dolarlık servetini varyemez amca gibi tutmuyor ki içinde yüzmek için, bunu dolaşıma sokuyor. Burada yapılması gereken, atılması gereken ilk adım, bu süper zengilerin vergisiz kazanç elde etmelerini önlemek ve bu süper milyar dolarlık servetlere gelir vergisi koymak, bunun için belli politikalar ve kampanyalar var ve bu thomas piketty nin önerisi, bu konuda koç’ların komik bi çelişkisi var, fabrikasında direniş olan tofasın sahibi koçlardan mustafa koç thomas pikettye zaten vergi veriyoruz dönümüzü da mı verelim derken, ali koç kapitalizmin ve gelir dağılımı eşitsizliklerinin ortadan kalmasını öneriyordu.

Bunun yanında ali koç adlı vampir kapitalist de uçaklarda tuvaleti paralı yapmaya çalışıyordu.

Dediğim şu, kof analizler yerine gerçekçi adımlar, gerçekçi hedefler. Tama eşitsizlik var peki öneri nedir? Sol cenah olarak gerçekten öneri ve alternatif eksikliğinden muzdaribiz.

İçimizdeki canavar

Intel Türkiye’nin pazarlama müdürüymüş adam. Yeğeninin yüzüne asit fırlatmış. Çocuğun bir gözü kör olmuş. Yüzü yanmış. Haberin diğer detayları şurda: https://tr.instela.com/kapitalizm—14690193

Bir bilimsel araştırma facebookta başkalarının mutlu anlarını görmenin insanları depresyona soktuğunu belirtiyordu sonuç bölümünde. Aşağı doğru her kaydırma, her bir paylaşım birilerinin bir şeyleri görmesini sağlamak için sıklıkla. Kimseye ilham vermek veya sevinçleri üzüntüleri paylaşmak adına değil. Herşey oradaki like sayılarını arttırmakla ilgili. Yapılan diyet, yenen yemek, gidilen tatil, okunan kitap bile sosyal medya üzerinden yansıyınca materyalleşiyor. Etrafa belirli bir meta değeri üzerinden arz ediliyor. O ortaokuldaki lisedeki barbour giyerek övünen ruh hastaları büyüdü ve “kocişleriyle pompiş keyfi” paylaşıyorlar. https://eksisozluk.com/genc-evlilerdeki-olaganustu-kiroluk–2272487?p=4

Hayatlarını repütasyon üzerine kuran manyak, psikopat, ruh hastalarıyla birlikte yaşıyoruz. Elde edecekleri para, keyif alarak mutlu olmak adına değil. Onlar için keyif, paylaşmak, hayatlarını dahi metalaştırıp piyasaya arz ederek, değerini artırmak üzerine kurulu.


Metalaşarak dolaşıma giren her şeyin, meta değeri artar maddeleşir, ancak özünden koptuğu kadar da özüne yabancılaşır. Marketten para verip aldığın yoğurdun, evde binbir emekle mayaladığın yoğurtla ne içerik olarak ne de sağlığa fayda olarak alakası yoktur. Hayatlarımızda yaşadığımız her anı da bu şekilde maddeleştirmemizi körükleyen sosyal medya bağımlılığı, yaşadığımız anları da dolaşıma sokuyor ve like para birimi şeklinde borsada arz ve talep görmesini sağlıyor.

Bu şekilde insanlıktan çıkıyoruz. Düşünmeden yediklerimizi paylaşarak. Ya da midpointe gidiyosan bundan banane kardeşim. Yahu aç insanlar var dünyada, sen yediğin yemeğin, gezdiğin yerlerin resmini paylaşıyorsun, utanmadan sıkılmadan. Nazar değer diye bişi vardı bu toplumda. Ya da “nispet yapar gibi” diye bir deyim. Paylaşma kardeşim. Paylaştıkça daha da fakirleşiyorsun, insanlıktan çıkıyorsun. Senin içinden de 3,5 yaşındaki çocuğa asit atan kapitalist bir manyak ortaya çıkıyor.

Yapma.

Irkçı olmanın dayanılmaz hafifliği.

Irkçı olmanın dayanılmaz hafifliği.

Bir arkadaşım şöyle ırkçı bir paylaşımda bulunmuş http://www.flashabermalatya.com/inx/haber-36287-PKK_Meselesine_Bir_de_Buradan_Bakin.html

Bu ırkçı paylaşıma tek tek cevap vereyim. Bunu paylaşmamış olmanı dilerdim. Bir Türkmen ve Kürt Özgürlük hareketini sonuna kadar destekleyen bir kişi olarak düşüncelerim şunlar

Hiç bilmediğin bir dili bilmediğin için dayak yemediysen, ve bir bölgeye ajan sokmanın en kolay yolunun öğretmen görünümü altında adam sokmak olduğunu bilmiyorsan, (Ki osmanlı’nın son döneminde sivas’ta bile amerikan protestan okulları var), Penguen medyasının yıllarca bebek katilleri vs. diye kendi suçlarını temizlemeye çalıştığını bilmiyorsan, algı operasyonunun farkında değilsen, sorun var

Öldürülmüş doktor ve mühendis de algı operasyonunun parçası, sonuçta askeri doktor tabii ki gerilla savaşında hedeftir, karakol yapan mühendis de öyle.

Devlet dediğimiz olay bir ortadan kalksın bence, batıda bile ne doğru dürüst eğitim sistemi var, ne hastanesi doğru çalışıyo (özel hastaneye koşuyo herkes özel sigorta yaptırıp) ne de adalet sistemi. Şimdi aynı devletin doğuda olduğunu ve batıdan sürgün yiyen sapık ve rüşvetçi tacizci memurlar tarafından yönetildiğini düşün. Tek kelime türkçe bilmeyen annenle cezaevi görüşünde kürtçe konuştuğunda onun gözünün önünde seni dövdüklerini ve bu yüzden sessizce karşılıklı ağladığınızı hayal et?

Aynı boktan devlet sistemi ve sağlık sistemi yüzünden, bebek ölümlerinin batı’dan kat kat fazla olduğunu, fabrika olmadığı için tarım ve hayvancılığa (onun da modern araçlardan yoksun bırakıldığını, desteklerin kesildiğini) ya da kaçakçılığa mahkum edildiğini düşün. Tabii ki çok çocuk yapacaksın, korkunç bi canavara karşı aç kalmamak için, eğitim olanaklarını düşük bırakıp, seni kapıcı, inşaat işçisi ya da ucuz iş gücü olmaya mahkum etmek isteyen bir devlete karşı ayakta durmak için ne yapmalısın?

Anadilde eğitim, anadilini öğrenmek değiLdir, milliyetçi bir cumhuriyet olan fransa’da bask bölgesinde, ispanya krallığında katalan bölgesinde vardır. İsviçre’de üç ayrı resmi dil vardır, tabii ki anadilde eğitim olacak. Ayrıca sen bölünmekten korktuğun halde, bir avuç toprak vermeyiz dediğin halde kaç kere diyarbakır’a hakkari’ye gittin? Geçiniz efendim.

Elektirk kaçağından bahsedilmiş de, batı’da hayatında hiç bi sefer “Fatura almasam olur muuu?” diye sordun? Her KDV beyannameni düzgün verdin mi? Ya da serbest çalışıyorsan gider pusulası mı kestin yoksa parayı elden mi aldın? Kürtlerin kullandığı elektriğe laf edeceğimize AKP’li bakanların, CHP’li milletvekillerinin makam araçlarına, oturduğu ceylan derisi koltuklara, seçim zamanı partilerin aldıkları milyon dolarlık desteklere, sokakta aç yatan evsizler varken, bir sürü yemeğin, ekmeğin israf edilmesine kaç kere ses çıkardın? Kaç kere derneklerle beraber gidip evsizlere çorba dağıttın? Yardım yaptın?

Suçsuz sivil insanları bombalama konusunda Türkiye Cumhuriyeti daha tecrübelidir. 31 adet arkadaşım TC devletinin silah gönderdiği bir örgüt tarafından şehit edildi. Ceylan Önkol küçücük bir çocuktu, psikopat bir asker tarafından bombalandı annesi küçük kızın parçalarını eteğinden taşıdı. Berkin Elvan ve gezi zamanı bizden, yani batı’dan kaç tane insan iktidarın azgın köpeği polisler tarafından katledildi, işkenceye uğradı, kız mıdır kadın mıdır bilmiyorum diyen bir diktatörün azdırmasıyla gözlatında taciz edildi, çıplak aramaya marız kaldı? Haberin var mı? Yoktur.

Pusu olayını gezi’de köşebaşlarına saklanıp masum insanların kafalarına gaz bombası atan polislerden gördük. Devletten çocuk başına para istemek mi? Yoksa o bölgeden oy almak isteyen aynı devletin, fabrikaları vs’yi kapatması, tarım ve hayvancılıktan desteklerini çekmesi ve bebek ölümlerinin diğer bölgelerden kat be kat fazla olmasdı mı? Yine geçiniz efendim. Kürdistan bu ülkenin sömürgesidir, batı’da otomatik açılır kapanır bariyerlerle, güvenliklerle girdiğimiz süper lüks sitelerin herbirinde kürt işçilerin kan, ter gözyaşı ve ölen işçilerin bedenleri kemikleri yatar, iş bulamadığı için ya da okumak istediği için para biriktirmek zorunda olduğ*u için torunlar inşaatın asansöründe ölen 18 yaşındaki hakkari’li öğrencinin kanı kemikleri hepimizin ellerindedir.

Faşist olmak çok kolay, yapılan araştırmalar, milliyetçilerin zeka seviyelerinin daha geri olduğu ortaya çıkmış. Türk olmak, Japon olmak, sizin seçtiğiniz birşey değildir efendim. İnsan olmak neyinize yetmiyor?

Midori Koçak