Kalpsiz Devlet

Açığa alındım, işimi geri istiyorum. Nuriye Gülmen

İşten yorgun argın geldiniz, öğrencileriniz bugün baya enerjiktiler ve sizi sorularıyla yordular, merdivenleri çıkarken belki de bacaklarınız sızladı, kapının kenarına sıkıştırılmış bir zarf gördünüz, zarfı açtığınızda, bilmem hangi ilin bilmem hangi ilçe adliyesinin, bilmem hangi savcısının makul şüphesi nedeniyle işinizden uzaklaştırıldığınızı, açığa alındığınızı öğreniyorsunuz. Ertesi gün gidebileceğiniz bir işiniz yok.

Dilekçeyle ilgili makamlara itiraz ettiniz, çünkü işsiz kalmanız demek, kiranızı ödeyememeniz, cebinizde beş kuruş paranızın olmaması, etraftaki insanlara, akrabalara karşı boynunuzun bükük olması demek. Dilekçeniz belki reddedildi, belki de incelenmesi aylar sonraya ertelendi ya da hiçbir cevap alamadınız, çünkü dilekçenize cevap verecek kurum, ‘erk’, yani devlet, yani güç sahibi, sizi işten atabilir, işe alabilir, hastaysanız size aylar sonrasına ameliyat tarihi verebilir, isterse de tanıdığınız varsa, yani puanınız yüksekse, torpiliniz varsa, aynı haftaya da tarih verir, böylece ameliyat sırasında ölmezsiniz.

Dilekçenize verilen cevapta normal prosedürü beklemeniz söylendi, fakat kimse nasıl aç kalmayacağınıza dair birşey söylemedi. İşinden atılan bir insan, ne yer, ne içer, nasıl hayatta kalır kimse bilmez. Ya bunalıma girip intihar etmeniz, ya da aç kalıp ölmeniz beklenir. Çünkü devlet kalpsizdir, gücü ve iktidarı ya da herhangi bir ünvanı ele geçirenler, tıpkı Stanford deneyindeki gibi insanlıktan çıkarlar, canavarlaşırlar.

Bir insanın işinin olmaması öyle kötü bir şey ki. Sabah uyandığınızda yapacağınız hiçbir şey yok. Geleceğinizi düşündüğünüzde, göğsünüze bastıran bir ağırlık, insanların yüzüne bakarken hissettiğiniz eziklik. Kendim, 1 sene 4 aydır işsizim, 1 yıl önce kimliğimden ötürü saldırıya uğradım, şikayetçi olduğum devlet erkek şiddetine karşı beni haksız bularak, bana fiziksel olarak saldıran ve kamera kayıtlarını silen şahsa neredeyse ödül verdi. İtiraz ettiğim halde delil yetersizliğinden dolayı hiçbir sonuç alamadım. 1 yıldır bu olayın travmasını atlatmaya çalışıyorum. 1 yıldır işsizliğimin yanında kalpsiz bir devletten yardım bekliyorum. Kalpsiz devletin ne olduğunu çok iyi biliyorum.

Erk ya da iktidar denen olgu, bir kişiye başka insanların üzerinde tahakküm kurma gücünü veren varlıktır. Her türlü hiyerarşi, başkan, başkan yardımcısı erke ve iktidara, yani kalpsizliğe, vicdansızlığa, ahlaksızlığa ve insanlıktan çıkmışlığa atılmış bir adımdır. Bugün işyerinde herhangi bir çalışanına gıcıklık yapan (aslında mobbing uygulayan) kişi kalpsiz iktidardır. (Not: size yapılan şaka sizi güldürmediyse, bu mobbing’dir.) Gönüllüsü olduğunuz dernek, dediklerinizi, önerilerinizi dikkate almayıp sizi görmezden geliyorsa, belli bir politbüro içerisinde bir inisiasyondan geçmeniz bekleniyorsa, grubun tek bir üyesinin eline geçirdiği güç ya da adminlik sayesinde sizi gruptan atma yetkisi varsa, bu yine mobbingdir, sorundan kaçmaktır, aynı iktidar erkinin devlet gücünün yeniden canlandırılmasıdır.

İster sağ, ister sol, isterse futbol klüplerinin taraftar derneklerinde, başkan, başkanlık divanı üyesi, başkan yardımcısı, merkez yönetim kurulu, karar komitesi gibi absürd ünvanlar ve bu ünvanların peşinde koşan insanlar olduğunu görmek, insanların toplumda kendi kişilikleri ve kendilikleri ile saygı ve sevgi görmediklerinin en büyük göstergesi. Dandik bir facebook grubunun admini bile, grup admini olduğu veya etrafına ne kadar çok kişi topladığı ile övünüp, bu övgülerden kendine başkanlık çıkartabiliyor, bu minik başkanların çevrelerinde yine onlara övgüler dizerek, bir sosyal puan, bir paye bir fayda elde etmeye çalışan hüzünlü insanlar toplulukları da mevcut.

Özellikle Türkiye’de iktidar demek, fayda demek. Oportünizmin geniş kitlelere yayıldığı 2017 yılında, kemikleşmiş iktidar, oğlunu işe yerleştirdiği, sana kaymakamlıktan yardım çıkardığı ve sen uslu olduğun sürece seni beslediği, ancak HES’lere, ağaçların ve doğanın katledilmesine, haksız işten çıkarmalara, taşeronlaşmaya ses çıkarırsan ve buna karşı yazıcıdan bastığın fikirlerini sokakta dağıtırsan örgüt üyesi ve saçma sapan iftiralarla seni terörist olmakla suçlayan varlıktır. Öyle bir devlet örgütü ki, başındaki adamın keyfine göre yapılacak havalimanının yeri değişebiliyor ve bunu kimse sorgulamıyor. Bu kişi bu havalimanının yerini dikte ediyor, ve ona diktatör denmesi kriminal bir olgu. Karşı çıkanları, ‘rahatsız olsanız da, olmasanız da’ diyerek hakir görüp aşağılayan iktidar zihniyeti, en büyük bin odalı saraylardan, en abuk ilçe belediyelerine ve 50, 100 kişilik sol örgütlerden, bilmem kaç bin kişilik mail gruplarına kadar kanser gibi yayılmış vaziyette.

Bütün bunların sebebi, kendi yerini hiyerarşilerle, başkanlarla, dışladığı çatlak seslerle sağlamlaştırmaya çalışan, burjuva ekonomik sistemi, ve bu sistemin aşağılıklaştırdığı, çıkarcılaştırdığı, “benim derdim değil”, “prosedür böyle”, “önce MYK karar verecek” diyebilen kalpsiz insanlardır. Devlet, dernek, mail grubu ya da facebook grubu insanlardan oluşur, kurumlar sadece hava, cıva ve soyut varlıklardır. Bu kurumlar ve iktidar, tıpkı herkesin kağıt paranın değeri olduğuna inandığı için değerli olmaları gibi, olmayan bir gücün kendilerinde olduğunu inandırmaya çalışırlar. Güçlü makineleri olan ve insanlığa faydalı ürünler üreten bir fabrika gibi değil de, insanların yıllar önce bozulmuş makineleri çalışıyor gibi göstermek için ellerinde çubuklarla tak tuk sesler çıkarıp, sadece korku, şer ve fesatlı ürettiği yapılara dönüşmüşlerdir.

Taşerona karşı çıktı diye sokağa atılan, açlığa mahkum edilen bir işçi, gay olduğu ve genel ahlak gerekçesiyle işinden atılan polis, transseksüel olduğu gerekçesiyle işten atılan ve dayak yiyen yazılım mühendisi, solcu olduğu ve iktidarı reddettiği, halkın iktidarını savunduğu gerekçesiyle işinden atılan akademisyen ve öğretim üyesi, burjuva iktidarının ibretlikleridir. Ancak bu iktidar sadece içi boş, hiçbir bilim, yenilik, mutluluk üretmeyen bunun yerine, kendi iktidarına yakın yayın organlarında sefillik, ahlaksızlık, hakaret, iftira ve pislik üreten bir gulyabanidir.

Ve gulyabani yoktur, olamaz.